Hasan Yalnızoğlu Röportajı

Hasan Yalnızoğlu: BEN KÖTÜ BİRİ DEĞİLİM SADECE ROL YAPIYORUM

Bir çok işle uğraşıyor o.Kimimiz onu dansçı, kimimiz yazar kimimiz ise oyuncu diye tanıyoruz.Hasan Yalnızoğlu yeni kitabı  Öğrenilmiş Duygular hakkında Sabah’ a açıklamalarda bulundu.

hasan-yalnizoglu

Kitap projesi nasıl doğdu?
‘Survivor’dayken çok düşünme fırsatım oldu. O esnada da bu kitap ortaya çıktı. Yaşadığım tecrübeleri doğru hamlelerle anlatabilirsem, çevreme ışık tutacağımı düşündüm. Olumsuzluklardan değil de, daha çok pozitif şeylerden bahsettim.

Okumaya devam et

Jacques Segueala Röportajı

Jacques Segueala: Hala O Kocas Çöplükte Bir Piyanistim

Reklam sektörünün usta isimlerinden biri o. Ünlü reklamcı Jacques Segueala bir festival için İstanbul’ daydı. Hürriyet Jacques Segueala ile özel bir röportaj gerçekleştirdi.İşe o röportaj

Jacques Segueala

Adınızı söyler söylemez aklan gelen meşhur kitabınızın adı: “Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin, O Beni Genelevde Piyanist Sanıyor”. Kitabı bugün yazsanız adını değiştirir misiniz?
Bir düşüneyim… Galiba hayır. Hala tüketimin o koca çöplüğünde bir piyanistim.

Bu sizi mutsuz ediyor mu yoksa umurunuzda bile değil mi?
Benim için yaşlılık, pişmanlıklar hayallerden önemli olduğunda başlıyor. Hala hayallerimle dostluğum devam ediyor, pişmanlığa yer yok. Yaratıcılık mutluluk satar, eğer kendiniz yaratıcıysanız para ödemenize gerek kalmaz. Ve sorunun cevabı: Hayır, mutsuz değilim.

Çok tecrübeli, çok başarılı bir reklamcısınız. Adınız en iyiler arasında. Ama merak ettiğim şu. İşteki tecrübe insanı hayatta da aynı oranda tecrübeli yapıyor mu?
Hayal gücün genişse, hayatın da öyle oluyor. Ben işle hayatı bu açıdan ayırmıyorum. Hayatım boyunca reklamcılığı düşündüm ve aynı şekilde hayatım boyunca hayatı da düşündüm. Çünkü reklamcılık hayatın ta kendisi zaten… Daha iyi bir hayatı, daha farklı bir hayatı satar reklamcılar.

Okumaya devam et

Ana Hickmann Röportajı

Ana Hickmann Röportajı

Geçtiğimiz günlerde bir defile için Türkiye’ ye gelen ve uzun boyuyla bir hayli dikkat çeken Ana Hickmann genelde kısa boylu erkekleri çekici bulduğunu belirtti.

Ana-Hickmann

Türkiye’ye gelmeden önce İstanbul hakkında bilgi edindiniz mi?
15 yaşından beri mankenlik yapıyorum ve çok şehir gezdim. İstanbul’a gelmek hayalimdi. Hakan’ın defilesine çıkmak için geldim, aynı zamanda en çok görmek istediğim ve bir türlü fırsat bulup gelemediğim İstanbul’da olmak benim için büyüleyici. Yarın gezeceğim. Programımdan dolayı da çok kalmadan dönmem gerekiyor. Ama Türkiye’ye bir seyahat daha planlamak istiyorum. O zaman da mutlaka Kapadokya’ya gideceğim.

Okumaya devam et

Doğa Rutkay Röportajı

Doğa Rutkay: ‘Anne olmak istiyorum’

Yaklaşık 1 ay önce evlenen başarılı oyuncu Doğa Rutkay Habertürk e gerek kendi hakkında gerekse evliliği hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

doga-rutkay

‘Güldür Güldür’ harika gidiyor. Projenin bu kadar tutacağını tahmin etmiş miydin?

Bu kadarını tahmin etmemiştim ama sevileceğini biliyordum. Çünkü komedi her zaman seyirciyle buluşur. Seyircinin bilet alıp canlı canlı gelip seyretmesi çok önemli. Tiyatro tecrübemden de biliyorum, yaptığımız iş izleyiciye geçiyor, bu da kameraya yansıyor.

Aslında çok şanslısın. Tiyatroyla televizyonu arada yapıyorsun.

Aynen. Eskiden haftada iki gün tiyatroda oynuyordum. Şimdi de aynısını yapıyorum ama tek farkla, kamera da çekiyor. Tam gönlüme göre bir iş oldu.

Okumaya devam et

Enis Fosforoğlu Röportajı

Enis Fosforoğlu: Film sayesinde selam verenlerin sayısı arttı

Uzun süredir ekranlarda görünmeyen Enis Fosforoğlu Pek Yakında adlı film ile tekrar ekranlarda.Fosforoğlu Pek Yakında ile selam verenlerin sayısının arttığını belirtiyor.

enis-fosforoglu

‘AHBEN’DEN TEKLİF BEKLİYORUM
‘Pek Yakında’ maceranız nasıl başladı?
Üç ay önce Kalamış’ta başladı. Cem Yılmaz’la buluştuk. Bana son derece sevecen, saygılı ve içten yaklaştı; filmi hem anlatıp, hem de oynayarak beni ikna etti. Onun bu yaklaşımı bana çok güven verdi. Ben “Tamam” deyince de hiç ihtiyacı olmadığı halde çok sevindi.
Daha önce Cem Yılmaz’la tanışmış mıydınız?
Hayır. İzlemiştim sadece ama o beni uzaktan çok iyi tanıyormuş; hayret ettim. Onu tanıdığıma çok memnun oldum; adam gibi adam.
Teklif gelince ne düşündünüz?
Uzun süredir bir projede yer almadım. Bu nedenle bilmediğim ve rencide olacağım bir işin içinde olmak istemem. Bu endişemi Cem’e de ilettim. O da “Olur mu abi? Saygıda kusur etmeyiz” dedi. Anlattığı her şeyi filme uyguladığını görünce çok mutlu oldum. Hatta kendimi tiyatroya adadığımı bildiği için senaryoda da kullanmış; çok büyük saygıyla yaklaşmış.
Filmde kendinizi oynuyorsunuz, değil mi?
Evet. Ben konuk oyuncuyum ve 40-45 saniyelik bir rolüm vardı ama başrol gibi olmuş. Zafer Algöz’ün oynadığı ‘Ahben’ karakterinin sürekli aradığı ve yıllardır çekmek isteyip de çekemediği filminin jönüyüm güya. Cem, kendisine yakışan bir üslupla çok güzel yansıtmış. Onun için çok memnunum. Zafer Algöz. Özkan (Uğur) ve Ozan’ın (Güven) yaklaşımından çok memnun kaldım. Çok farklı insanlardı. Onları özleyeceğim.
Daha fazla rol almak ister miydiniz?
Yok, bu kadarı şimdilik iyi. ‘Ahben’den yeni teklifler bekliyorum. (Gülüyor)
Nasıl bir yönetmen vardı karşınızda?
Şovmen Cem’le film adamı Cem’i ayırmak lazım. Filmde; insana dokunan hikayeler anlatan, gerçekten sinema yapmaya çalışan bir Cem var. Bir de insan olarak Cem var; onu da tanıyınca çok seviyorsunuz.
Cem Yılmaz’ın ve yaptığı işlerin sürekli eleştirilmesini neye bağlıyorsunuz?
Maalesef öyle bir toplum olduk. Değerbilirlik bir özellik haline geldi. Bizden olan iyi diyebileceğimiz bir şeyi bir kalemde siliyoruz ve bunu marifet sayıyoruz. Cem daha ne yapsın? Halkın ondan çok beklediği stand-up’ı bir kenara bırakıp ustaları toplayarak Yeşilçam’a selam çakmış. Sırf bunlar bile alkışı hak ediyor. Bu film, insana dokunan bir film. Seyirci iyi veya kötü diye çıkmasın bu filmden. Orada verilen emeği düşünsün. İnsanlara ulaşmak için yapılanları düşünerek, insana dokunmak için neler sarf edildiğini bilerek izlesinler. Ben bu filmde Zafer Algöz diye muhteşem bir oyuncu tanıdım. O Hollywood’da olsa tüm dünyanın tanıdığı bir aktör olur.
Çevrenizden nasıl yorumlar alıyorsunuz?
Ben adaya yerleştim. Vapurla gelip giderken selam verenlerin sayısı üç-beş kişiyken, şimdi 30-40 oldu. İnternette Ahben diye biri çıktı; “Enis barıştık mı? Benim filmimde oynayacak mısın?” diye bana devamlı mesaj atıyor.

Okumaya devam et

Leman Sam Röportajı

Leman Sam: Benim kızgınlığım insanoğluna

Kurban bayramında attığı tweet ile hedef tahtasına oturtulan Leman Sam benim derdim Müslümanlıkla değil insanoğlu ile diyor.İşte Sam’ ın Milliyet Pazar’ a verdiği röportaj.

leman-sam

Hangi ruh hali içinde yazdınız o tweet’i?

Bir kere şunu söylemek istiyorum, kendimi savunmak için herhangi bir şey söylemeyeceğim çünkü savunulacak hiçbir şey yok. Hâlâ sözlerimin arkasındayım. Onu bir görüntünün üzerine yazmıştım, yazdığım tweet’in Kurban Bayramı’yla alakası yoktu ama Kurban Bayramı’ndaki görüntülerden sonra da yazardım muhtemelen.

Okumaya devam et

Lena Aylin Erdil Röportajı

Lena Aylin Erdil: ANNEMLE BABAM SÖRF SAYESİNDE TANIŞMIŞ

Dünya kupasında tüm rakiplerini geçerek dünyanın en hızlı sörfçüsü ünvanını kazanan Lena Aylin Erdil İzmir doğumlu olan  Erdil Sabah Cumartesi ekine çarpıcı açıklamalarda bulunudu.

lena-aylin

O, 1989’da İzmir’de doğdu. İki yaşındayken, ailesi Almanya’ya taşındı ve Lena ilkokulu orada tamamladı. 10 yaşındayken, aile bir kez daha bavulları toplama kararı aldı. İstikamet bu sefer Belçika’ydı. Liseyi orada Brüksel Avrupa Okulu’nda bitirdi. Akabinde yalnızca rüzgar sörfüne yoğunlaşarak geçireceği bir yıllık sürenin Profesyonel Rüzgar Sörfü Birliği’nin (PWA) dünya turunda aldığı sonuçlara nasıl etki edeceğini görmek için üniversiteye başlamadan önce eğitimine bir yıl ara verdi. Bunun sonucunda da Türkiye şampiyonu oldu ve PWA Dünya Turu’nu genel klasmanda altıncılıkla tamamladı. Liseyi bitirdikten sonra İngiltere Brighton’daki Sussex Üniversitesi’nde Siyaset ve Felsefe okumaya başladı. Amacı, dünya turundaki konumunu korumak ve üniversiteyi mümkün olduğunca çabuk ve hızlı bir şekilde bitirmekti, ki böyle de oldu. 2011’den bu yana, artık cebinde bir de üniversite diploması taşıyan Lena, en sonunda profesyonel bir rüzgar sörfü sporcusu olmayı başardığı gibi 2012 PWA Dünya Turu’nu da üçüncülükle tamamladı. Geçtiğimiz günlerde Varşova’da kapalı alanda yapılan şampiyona da birinciliği elde eden genç sporcu başarıya giden yolu anlattı.

Okumaya devam et